Dekorasyon ve Mobilya Dekorasyon rehberi denince akla dekorasyonrehberi.org gelir.

‘Sağlık’ kategorisi için arşivimiz

Mucizevi Buluşun Adı Detox

Detoks, sağlıklı yaşam arayışları içerisinde olan insanların en çok kullandığı yöntemlerden biridir. Bu yöntemle birlikte sağlıklı bir gün geçirmek için vazgeçilmez olabiliyor.

how-to-detox-your-body

Detoks, vücudumuza çeşitli yollardan gireren ve atık madde olarak dışarı atılmayı bekleyen toksinlerden kurtulma yöntemlerinden biridir. Şunu belirtelim, birçok insanın vücudunda gün içinde yorgunluk belirtileri başgösterir.

Özellikle halsizlik bunun en büyük göstergesidir. Farklı nedenlerden de kaynaklı olabilir. Ama vücut dengesini korumak için Detoks yapılması şarttır. Denize yakın bir yerde oturuyorsanız ve suyun temizliğinden eminseniz, her gün birkaç damla deniz suyunu içme suyuna damlatarak içmeniz vücut asit dengeniz için son derece yararlı olacaktır.

Denizde yüzmenin de tedavi edici özellikleri var ve günde belirli aralıklarla suya girilmesi çok yararlı. Detoks sağlayan çaylar, başta yeşil çay olmak üzere birçok bitkisel çayın detoks etkisi yüksektir. Papatya, ginseng, ginko biloba, ekinezya, kırmızı pancar, zencefil, meyankökü de toksin arındırıcı özellikleri olan önemli kaynaklardır. Sıcak suyun ve su ile masajın faydaları büyük.

Ayrıca ölü derilerimizden arınarak gözeneklerimizi açtığımız takdirde toksinlerden daha kolay kurtulabiliriz. Cilde kuru fırça ile yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırarak, ciltteki oksijen oranını arttırır.

Cildimiz ve iç organlarımıza çok yararlıdır. Küveti su ile doldurup, evde detoks yapmak istediğinizde cildi tahriş eden zararlı kimyasallar içeren sabunlar yerine, papatya, biberiye, okaliptüs ve adaçayı gibi doğal yağlar kullanmayı tercih etmelisiniz.

Ayrıca banyonuza yarım bardak içme sodası ve/veya deniz tuzu da ilave edebilirsiniz. Detoks sırasında, beslenme programınızı ve diğer tedavilerinizi desteklemek için alınması gereken en ideal antioksidan vitaminler: çinko, kalsiyum, B vitaminleri (özellikle B3), C vitamini, selenyum, A vitamini, E vitamini olarak özetlenir.

Etiketler :

Ahmet Maranki – Bağışıklık Sistemi Güçlendirici

bogurtl
Mevsim geçişlerinde vücut direnciniz düşebilir, hastalık tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Bağışıklık sisteminizi güçlendirmek ve sağlığınızı korumak için yapmanız gerekenler çok basit!

Sonbaharda kolaylıkla bulabileceğimiz C vitamin açısından zengin meyveler bağışıklık sistemini korurlar.

Siyah Üzüm: Çekirdeğiyle birlikte yenildiğinden kansere karşı koruyucu özelliğe sahiptir.

Böğürtlen: İçerdiği C vitamini ile vücudun direncini artırıyor ve hastalıklara karşı koruyor.

Kivi: Yaz kış her mevsim bulabildiğimiz kivi C vitamini açısından oldukça zengin bir meyve. Grip ve soğuk algınlıklarına yakalanmamak için kivinin mucize gücünden faydalanabilirsiniz.
Portakal ve Mandalina: C vitaminin en yoğun buluunduğu meyveler olduğunu biliyorsunuz. Hastalıklara karşı korunmak için mutlaka portakal ve mandalina tüketin.Beslenme alışkanlarınızda yapacağınız faydalı değişiklikler hem bağışıklık sisteminizi güçlendirir hem de yaşam boyu sağlıklı olmanıza olanak tanır.
Vücudumuzun tuz ihtiyacı azdır. Yediğimiz yiyeceklerin içinde bulunan tuz miktarı, vücudun ihtiyacını fazlasıyla karşılar. Yemeklerinize eklediğiniz her fazla miktardaki tuz böbreklerin, kalp ve damar sisteminin zarar görmesine neden olur. Mümkün olduğunca tuz alımını azaltın.

Sağlıklı hayatın temellerinden biri de kilo kontrolüdür. Yaşınız, boyunuz, metabolizma hızınıza göre kilonuz az ya da fazla olduğunda sağlık sorunları yaşayabilirsiniz. Kilo kontrolü için glisemik endeksi düşük yani kan geç karışan ve tok tutan bulguru sofralarınızda bulundurmaya özen gösterin.
Ekmek yemeyi seviyorsanız bu alışkanlığınızdan vazgeçmeniz imkansız gibidir. Günümüzde çok çeşitli ekmeklerle yemek zevkinizden kendinizi mahrum bırakmanıza gerek yok. Kalorisi düşük, lif oranı yüksek tam tahıllı ekmeklerle hem kilonuzu hem de sağlığınızı koruyabilirsiniz.
Vücudumuz için gerekli vitaminlerden bazıları yağda çözünür. Yani vitaminin vücut tarafından işlenip kullanılabilmesi için yağa ihtiyacı vardır. A,D,E,K vitaminleri adı verilen yağda çözünen vitaminler için hayvansal yağlar yerine bitkisel yağları tercih edin. Zeytinyağı, fındık yağı gibi yeterli miktarda bitkisel yağlarla bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz.

Etiketler :

Ahmet Maranki – Damar Tıkanıklığı


Daha önce kansere karşı etkili olduğu belirlenen domatesin bir faydalarına bir yenisi eklendi. Bilimadamları domatesin kanı daha akışkan hale getirerek damar tıkanıklığı ve daralmasını engellediğini açıkladı. Domates suyu da benzer bir etki yapıyor.

Vücutta bir yara açıldığı zaman kanın pıhtılaşmasını sağlayarak kan kaybını engelleyen kan pıhtısı hücreleri çok yoğun olduğu zaman damar tıkanıklığı ve daralmasına neden olabiliyor.

Bazı kişilerde de pıhtılaşmayı sağlayan ‘Platelet’ maddesi çok yoğun olarak bulunuyor, bu da damardaki kan akışını giderek zayıflatıyor ve zamanla damar tıkanıklığına neden oluyor. Yapılan araştırmalar domateste bulunan bir maddenin pıhtı hücrelerinin neden olduğu kan yoğunluğunu azalttığını ve kanı daha akışkan hale getirdiğini gösterdi.

SUYU DA YARARLI

Sonuçları İngiliz Platelet dergisinde yayınlanan araştırmaya göre; domatesin çekirdeğinin çevresindeki sarı sıvı işte bu etkiyi yaratıyor. Yani domates yemek ve domates suyu içmek faydalı. Üstelik domatesin kanı akışkan hale getiren ilaçlar gibi yan etkileri de yok.

BOL BOL DOMATES YİYİN

Uzmanlar sigara içenlere, doğum kontrol hapı kullanan kadınlara, uzun yolculuklar yapanlara, bütün gün oturarak çalışanlara kanı akışkan hale getirmek için bol bol domates yemesini tavsiye ediyor.

Etiketler :

Ahmet Maranki – Şişkinlik ve Hazımsızlık

Hazımsızlık (dispepsi), karnın üst bölgesinde ağrı, erken doyma, şişkinlik, bulantı hissi gibi yakınmalarla tarif edilen bir rahatsızlıktır. Oldukça yaygın olan bir durum olan hazımsızlıktan hemen herkes yaşamının bir döneminde yakınır. Ancak toplumun ortalama dörtte birinde bu yakınmalar uzun süreli olarak bulunur ya da sık nükseder.

İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bahattin Çiçek, hazımsızlık diye tarif edilen durumun tek bir hastalık olmadığını, bazı durumlarda hazımsızlığı yapan görülür ve organik bir hastalık olduğunu belirterek şunları söyledi:

* Yemek borusunda reflü olması
* Safra kesesi hastalıkları
* Pankreas hastalıkları
* Mide ülser veya kanseri
* Aspirin veya romatizma ilaçlarının kullanımı

Az hareket, kilo almak da hazımsızlık yapar

Hastaların üçte ikisini oluşturan fonksiyonel hazımsızlıkta ise kesin bilinen bir neden yoktur. Ancak bu kişilerde de büyük oranda sorumlu olduğu düşünülen durumlar vardır. Örneğin bu kişilerin büyük kısmı yakınmalarının yemeklerle ilişkili olduğunu belirtirler. Az yemekle hemen doyduklarını, şiştiklerini bazen de açlıkla midelerinin ağrıdığını belirtirler. Dolayısı ile mide hareketlerinde, boşalmasında sorun olması veya mide asidine kişinin duyarlı olması fonksiyonel hazımsızlıktan sorumlu olabilir. Hareket azlığı, kilo alımı mide barsak hareketlerinin yavaşlaması sonucu hazımsızlığa neden olur.

“Helikobakter pylori” mikrobu ülkemizde yaygın olarak bulunmaktadır. Bu mikrobun hazımsızlıktaki rolü net değildir. Helikobakter mikrobu ortadan kaldırıldığında hastaların ancak onda birinde kalıcı rahatlama sağlanabilmektedir. Stres muhtemelen kişinin hazımsızlığı daha ciddiye almasına, daha çok sorun etmesine neden olmaktadır. Anksiyetesi olan kişiler diğerlerine göre daha çok hekime başvurmaktadır.

45 yaş üzerindekilerde hazımsızlık araştırılmalı

Öncelikle hazımsızlığın altta yatan ciddi bir hastalığın yansıması olup olmadığının bilinmesi gerekir. Hekimin görevi hazımsızlık şeklinde belirti veren mide ya da mide dışı ciddi organik nedenleri fonksiyonel hazımsızlıktan ayırt etmektir. Hazımsızlık sık görüldüğü ve genellikle tetkiklerde ciddi bir bozukluk saptanmadığı için her hazımsızlık tanımlayan kişinin araştırılması önerilmez. Kişide ciddi bir hastalık varlığını düşündüren sebepsiz kilo kaybı, lokma yutmada güçlük, inatçı kusmalar, kansızlık, dışkı veya kusmukta kan olması durumunda veya hazımsızlık tanımlayan kişi 45 yaşın üzerinde ise araştırılması gerekir. Yemek borusu, mide ve oniki parmak bağırsağının görüntülenmesini sağlayan endoskopi, hazımsızlıkta tercih edilmesi gereken testtir. Organik hastalıkların dışlanması durumunda fonksiyonel hazımsızlığın kişi için önemi yaşam kalitesini bozması, işgücü kaybına neden olabilmesidir. Fonksiyonel hazımsızlık ilerleyici bir hastalık değildir. Ancak çalışmalar göstermiştir ki zaman zaman rahatlamalar olmasına rağmen fonksiyonel hazımsızlığı olan kişilerin önemli kısmında uzun dönemde de bu yakınmalar devam etmektedir. Hazımsızlığın giderilmesinde ilaç tedavisi uygulanırken, mide asidini baskılayıcı ya da mide hareketlerini uyarıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Eğer uygun bir ilaç tedavisi ile yakınmalarda belirgin bir düzelme sağlanamıyorsa hekimin yeniden değerlendirmesi gerekir.

Hazımsızlık çekenlere öneriler

* Yeme alışkanlığınızı gözden geçirin
* Hazımsızlık yaptığını bildiğiniz besinlerden sakının
* Ağır, yağlı yiyecekler yemeyin
* Fazla yemeyin
* Akşam geç saatlerde yemeyin
* Hızlı yemeyin
* Egzersiz öncesi yemeyin
* Sigara içmeyin
* Alkolden sakının, özellikle akşamları fazla almayın
* Sağlıklı bir kiloda kalın
* Haftanın 4-5 günü en az yarım saat egzersiz yapın

Etiketler :

Erken Gebelik Sorunları ve Öneriler

Genç yaştaki anne adayları doktor kontrolünde vitamin alarak hamileliklerine devam edebilirler. İyi bir bakım ve beslenme çocuğun sağlıklı gelişimini sağlar.

Erken yaşta hamile kalan veya doğum yapan kadınlar, 20–29 yaş arasındaki kadınlarla karşılaştırıldığında, hamilelik dönemde yaşanan komplikasyonlarda ve anne ölümlerinde bir artış olduğu görülür.

6n14smmb1

Anne adayının yetersiz beslenmesi, bundan dolayı aneminin ortaya çıkması, düşük, erken doğum, hamilelikte hipertansiyon ve sezaryenle doğum yine erken yaşta hamileliğin neden olabileceği rahatsızlıklar arasında yer alır.

Yapılan araştırmalar bebek ölümlerinin 15 yaş altı annelerde, 20 yaş altındaki kadınlara göre çok daha yüksek olduğunu gösterdi. Ayrıca erken yaşta hamile kalan kadınların bebeklerinde gelişim geriliği ve erken doğum riski çok daha yüksek.

Düzenli olarak folik asit alın. Sağlık taraması yapın kontrolleri aksatmayın. İlaç kullanmayın, röntgen çektirmeyin. Fazla kilolarınızdan kurtulun. Sigara ve alkolden uzak durun. Doğal besinlere yönelin.

Hamilelik döneminde dengeli bir beslenme alışkanlığı edindiğinizde, sıvıyı bol miktarda aldığınızda, doktorunuzun verdiği demir içerikli preparatları düzenli olarak aldığınızda, normal sınırlar içinde kilo almak, sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek, sağlıklı bir bebek doğurmak işten bile değildir.

Etiketler :

Basit Göz Bakımı Teknikleri ve Etkili Öneriler

Göz altındaki mor tabakaların nedenleri, kalıtsallık, güneş ışınları, astım ve egzama gibi alerjiler, ilaçlar, beslenme tarzı, yorgunluk, uykusuzluk, hamilelik ve yaştan dolayı olabilir. Böbrek yetmezliğinden de bu halkalar oluşabilmektedir.

goz-bakimi

Stres, alkol, sigara ve uyuşturucu da başlıca sebepleridir.

Doğal yöntemler ise şunlardır.

Biberiye çayını iyice demleyip, soğuduktan sonra pamuk ile göz altı kompresi yapılabilir. Salatalık dilimleri bekletilebilir.

Hergün bunlar yapılabilir. Gözleri kapatıp parmağınızla dairesel hareketlerle hafife bastırarak masaj yapmayı deneyin. Bunu 10-15 kez tekrarlayın.

Gözleri kapatıp soğuk bir havluyla üzerini örtün. Cilt hücrelerini koruyan C vitaminli bir nemlendirici kullanın. Antioksidan içerir ve kolajen üretimini destekler.

Kafeinden ve alkolden uzak durun. Bol su için. Bitkisel beslenin. Güneşten kaçının, güneş gözlüü ve koruma faktörlü kremler kullanın.

En az 8 saat uyuyun. Maydonozları kaynatın, soğutup göz altına kompres yapın, bu da iyi gelecektir. Limon domates zerdeçal karışımını göz çevresine uygulayın 10 dk bekletip durulayın.

Özellikle morluklar için ananas suyu ve zerdeçalı hamur yapıp uygularsanız iyi sonuç alırsınız.

Etiketler :

Angelina Jolie Mülteci Kampında

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği iyiniyet elçisi Amerikalı film yıldızı Angelina Jolie, Irak’ta bir mülteci kampını ziyaret etti.

http://www.7gunsaglik.com/wp-content/uploads/2009/08/112486.jpg

Irak’a yeniden gelmek ve Iraklıları daha iyi şartlarda bulmak istediğini kaydeden Jolie, “Size yer bulunması için BMMYK ve Irak hükümetinin destek vereceğini umuyorum. Siz yoksul olduğunuz için değil, Irak’ın geleceği olduğunuz için yardıma muhtaçsınız” ifadesini kullandı.
Bu Jolie’nin Irak’ı 3. ziyareti oldu.

Etiketler :

Cilt Uzman Tavsiyeleri – Cilt Lekelerine Çeşitl Çözümler

Ciltteki renk değişiklikleri deriden daha açık ve daha koyu olmak üzere iki şekilde görülür.

Koyu renkli lekelerin nedenleri nelerdir?

  • Bazı iyi huylu cilt benleri
  • Cilt kanseri (Melanom)
  • Güneş lekeleri
  • Gebelik lekeleri
  • Çiller
  • Mantar hastalıkları

Bu lekeler yaşamımızı tehdit etmemekle birlikte bir takım kozmetik problemlere sebep olmakta hatta bazı kişilerin sosyal yaşamını da etkileyebilen bir takım psikolojik problemlere yol açabilmektedir.

Bu lekeler ne şekilde tedavi edilirler?

Bu tip cilt sorunlarının bazıları ilaçlarla tedavi edilirken bazıları kimyasal peeling (cilt soyma işlemi) ile düzelmekte bazılarına laser krioterapi (dondurarak tedavi) koterizasyon gibi müdaheleler uygulanabilmektedir. Yapılacak bu müdahalenin tecrübeli uzman hekimlerce yapılması alınacak kozmetik sonucun kalitesini etkilemektedir.

Cilt Benleri

Ciltteki benlerin ise gelişim nedeni bilinmemekle beraber bu benlerin sayısı genellikle kalıtsal olarak belirlenir ve sayıları birkaç taneden düzinelerceye kadar varabilir. Genellikle erken çocukluk yaşlarında ortaya çıkmaya başlar ve ergenlik çağında sayıları hızla artar. İlk önce küçük yassı noktalar şeklinde ortaya çıkar daha sonra çapları büyüyebilir. Yıllar geçtikçe kabarıklaşabilecekleri gibi düz de kalabilirler. Benlerin yüzeyi pürüzsüz pürtüklü hatta böğürtlen benzeri olabilir üzerlerinde kalın koyu renkli kıllar bulunabilir. Rengi deri renginden daha koyu renklere kadar uzanan bir çeşitlilik gösterebilir.
Melanom

Melanom cilt benlerine benzer görüntüde olabilen çok kötü huylu bir cilt kanseridir. Melanomların %30’u benlerin üzerinde %70’i de normal deride gelişir.

Melanom açısından kimler risk taşır?

Çok sayıda ben olması melanom gelişme riskini arttırr. Özellikle 75’in üzerinde beni olan kişiler melanom açısından sıkı takip edilmelidirler. Ayrıca açık ten rengine sahip olmak ailede melanom bulunmasıuzun yıllar güneşte kalmak riski arttıran faktörlerdir.

Melanomun belirtileri nelerdir?

Bir deri beni birden bire ortaya çıktıktan sonra hızla büyür kabarıklaşırsa boyutu 6mm ’nin üzerinde ise oldukça koyu kahve veya siyah renkte ise içinde birden fazla renk barındırıyorsa sınırları düzensiz girintili çıkıntılı ise kanıyorsa bir Dermatoloji Uzmanı tarafından acilen başvurulmalıdır

Melanomdan nasıl korunulur?

Cilt kanserlerinden korunmanın yolu güneşten sakınmaktır. Özellikle güneşin yer küreye dik geldiği 10.00 -15.00 saatlerinde güneşe çıkmamak 15 koruyucu faktörden yüksek güneşen koruyucuları kullanmak gerekir.

Güneş Lekeleri

Güneş lekeleri güneşe maruz kaldıktan sonra ortaya çıkan açık veya koyu kahverengi lekelerdir. En sık olarak yüz bölgesinde görülmekle birlikte; eller kollar sırt ve dekolte gibi güneşe maruz kalabilen bölgelerde de görülür. Yüzde yerleşimi ise daha çok yanaklar alın ve dudak üstünde gözlenir.

Güneş ışınlarının pigment hücrelerini etkilemesi sonucu ortaya çıkarlar. Aynı etkiler solaryum uygulamalarından sonra da oluşur. Bu lekeler bazen kış aylarında gerileme ve güneşli mevsimlerde yeniden koyulaşma eğilimindedir. Kendi kendine tamamen geçmez ama rengi çok açılabilir ve kaybolmuş gibi görünebilir. Özel ışıklarla cilt muayene edildiğinde bu lekeler bariz olarak görülebilir.

Kimlerde güneş lekelerinin ortaya çıkma riski daha yüksektir?

Güneş lekelerinin ortaya çıkışında genetik yapı hormonal durum beslenme ve bazı ilaçların kullanımı da etkilidir. Tiazid grubu diuretic (idrar söktürücü) tetrasiklin grubu antibiyotik non-steroid anti-enflamatuar ilaç (ağrı ve eklem ağrıları tedavisinde kullanılan) bazı hormonal ilaçları kullanan kişiler lekeler açısından risk altındadır. Bu ilaçlar cildin güneşe karşı hassasiyetini arttırarak leke oluştururlar.

Ayrıca lokal olarak uygulanan pomat ya da krem seklindeki ilaçlarla (mantar ve sivilce tedavisinde kullanılan ilaçlar gibi) parfüm sabun ya da kozmetik uygulamalardan sonra da ayni etki ile güneş lekeleri gelişebilir. Bazı bitki ve otlarla (incir gibi) temastan sonra güneş gören alanlarda kahverengi lekeler oluşabileceği de unutulmamalıdır.

Güneş Lekelerinin Tedavisi

Güneş lekeleri yazın koyulaşan kışın da neredeyse görünmez denecek şekilde kendiliğinden açılan lekelerse tedavi gerektirmez ancak yaz aylarında en az 30 kış aylarında en az 15 koruma faktörlü kremler ile korumak yeterlidir. Açılmayan lekeler için evde kullanılan krem ya da jel seklinde tedaviler yanında kimyasal soyma (peeling) lazer ve IPL (Yoğun atımlı ışık) tedavileri de uygulanır.

Kimyasal soyma tedavileri lekelerin yapısına ve derinliğine göre çeşitli derecelerde uygulanabilir. Uygulamalar 2–3 hafta arayla yapılır ve lekenin cevabına göre seans sayısı belirlenir. Ağrısız iz bırakmayan günlük yaşamı aksatmayan bir tedavidir ve bu işlem ciltte yenileme de yaptığı için ayni zamanda pürüzsüz parlak ve canlı bir cilt görüntüsüne kavuşmak ta mümkün olur.

Tedavi sonrasında ve devamında çok iyi güneş koruması yapmak gerekir. Lazer ve IPL tedavileri ise 3–4 hafta arayla 5–6 seans olarak uygulanır ve yine ağrısız iz bırakmayan ve günlük yaşamı etkilemeyen tedavilerdir. Bu tedavilerde de leke tedavisi yanında ince damar genişlemelerinde azalma ve ciltte gerginlik de oluşur. Tedavi sırasında ve sonrasında çok iyi güneş koruması uygulanmalıdır aksi halde lekeler kısa surede yeniden belirebilir.

Gebelik Lekeleri

Sıklıkla karşılaştığımız yüzde görülen koyu lekelerden biri gebelik lekeleridir. Kadınlarda yaygın olarak gebelik doğum kontrol hapı veya östrojen hormonu kullanılması ile ortaya çıkar. Bu tip lekeler erkeklerde de gelişebilir. En çok alın yanak ve dudak üzerinde görülür. Öncelikle doğum kontrol hapları kesilmeli güneşe olabildiğince maruz kalınmamalı şapka ve güneşten koruyucular kullanılmalıdır. Tedavisinde hidrokinon azeleik asit veya kojik asit gibi kimyasal renk açıcılar veya günlük uygulanan peeling kremleri kullanılabilir. Ayrıca Dermatoloji Uzmanı tarafında kimyasal peeling uygulanabilir.

Mantar

Tinea versicolor deri yüzeyindeki bir mantarın aşırı üremesi ile oluşan yaygın rastlanılan bir deri hastalığıdır. Bu aşırı gelişim deride beyaz veya kahverengi renk değişikliğine ve pullanmaya neden olur.

Tinea versicolor sürülen veya ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilir. Lokal uygulanan tedaviler deriye uygulanan şampuan krem ve losyonlar şeklinde olabilir.

Bir çok ağızdan alınan tedavi tinea versicoloru başarılı bir şekilde tedavi eder. Fakat yan etkileri ve diğer ilaçlarla etkileşimi yüzünden bu ilaçlar Dermatoloji uzmanlarının kontrolünde kullanılmalıdır. Uygulanan her tip tedaviden sonra derinin rengindeki değişiklik deri rengi normale dönene kadar aylarca kalır.

Pitriasis Alba

Pitriasis alba çocuklarda özellikle yüz bölgesinde üzeri hafif kepekli beyaz lekeler şeklinde görülür. Hastalığın temel nedeni bilinmemekle beraber atopik bünyeye sahip olmak ve derinin kuru olmasının hastalığın gelişiminde rol oynasığı düşünülmektedir. Hastalığın tedavisinde kortizonlu krem ve nemlendiriciler kullanılır.

Vitiligo

Vitiligo deriyi boyayan maddenin (pigment ) kaybı nedeniyle cildin beyazlaşması ile seyreden bir hastalıktır. Vitiligo vücudun herhangi bir yerini tutabilir.

Bu hastalık otoimmün (vücudun pigment hücrelerine antikor oluşturduğu) bir hastalıktır. Vitiligosu bulunan hastaların çoğu sağlıklı olmasına rağmen bazı hastalarda guatr hastalığı gibi otoimmün hastalıklar vardır.

Etiketler :

Gebelikte yaptırılması gereken testler


Unutmayın; hamilelikte ilk doktor ziyaretine gebe kaldıktan sonra gitmek yeterli değildir. Sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek, rahat bir doğum yapabilmek ve sağlıklı bir çocuk sahibi olabilmek için hamile kalmaya karar verildiğinde en az 3 ay öncesinde doktorla görüşmek önemlidir.

“Muayenenin ilk aşaması görüşmedir” diyor Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Sağlığı uzmanlar… Bu görüşmede yaş, meslek, kaçıncı evlilik olduğu gibi bazı bilgiler öncelikle alınır. Daha sonra kalp hastalığı, diyabet, karaciğer hastalığı, böbrek hastalığı, tiroid hastalıkları gibi sistemik hastalıklar olup olmadığı sorgulanır. Jinekolojik ve gebelik öyküsü ayrı ayrı incelenir. Bu ilk görüşmede, hem anne hem de baba adayının aile geçmişleri sorgulanır, genetik geçiş gösteren herhangi bir anomali ya da hastalığın olup olmadığı araştırılır ve böyle bir durum varlığında genetik biriminden danışmanlık almanız önerilir. Öykü sonrası genel fizik muayene ve jinekolojik muayene yapılır. Son 1 yıl içinde pap-smear testi yapılmadı ise pap-smear testi yapılır. Pelvik organların durumuna bakılır. Muayenede ayrıca boy, kilo ve kan basıncı tespiti yapılır.

Bilinen herhangi bir hastalığı olmayan kadınlarda gebelik öncesi rutin testler

  • Tam kan sayımı
  • Tam idrar tetkiki
  • Anne ve babanın kan grupları
  • Toksoplazma ile ilgili testler
  • Rubella (kızamıkçık) ile ilgili testler
  • Hepatit B ile ilgili testler
  • Açlık kan şekeri
  • Kromozom incelemeleri (akraba evliliği yapmış olanların ve genetik hastalığı düşündüren sakatlıklara sahip bebek doğurmuş olanların yaptırması önerilir)
  • Sistemik bir hastalık varlığında ise ilgili branş hekiminden konsültasyon istenir ve birlikte takip ve tedavi edilir.

Gebelikte yapılan kan tetkikleri

  • Tam kan sayımı ve kan grubu tayini
  • Tam idrar tahlili ve idrar kültürü
  • Açlık kan sekeri
  • HBs Ag (sarılık taşıyıcılığını gösterir)
  • HIV testi
  • Sifiliz (VDRL) (Frengi olarak bilinen, cinsel yolla bulasan bir hastalıktır)
  • TORCH (Toksoplazma, su çiçeği, kızıl, kabakulak, bel soğukluğu gibi hastalıklar, Sitomegalovirüs, Herpes simpleks tip 2 bakılabilir)
  • Şeker yükleme testi (50 gram glukoz ile 24 – 28. gebelik haftasında)
  • Indirekt Coombs testi (Rh uygunsuzluğu olan çiftlerde)
  • Tiroid fonksiyon testleri


Ultrasonografi

  • Bebeğin ve plasentanın tam görünüşü elde edilir. Ultrasonografi hem anne hem de bebek için güvenli kabul edilmektedir. Ne için yapıldığını bilmek isterseniz:
  • Bebeğin boyutunu ve gebelik haftasını tespit etmek
  • Bebeğin ve plasentanın konumunu belirlemek
  • Bebek ve plasentadaki fiziksel sorunları kontrol etmek
  • Çoğul gebelikleri tespit etmek
  • Diğer tanısal testler yardımcı olmak

Bunların dışında bebekte bir problem varlığını ve riskini araştırmak için

  • 11-14. gebelik haftası arasında ultrasonografi ile ense plisi ölçümü ve ikili tarama test
  • 16-18. gebelik haftası arasında Alfa Feta Protein testi
  • 20-24. gebelik haftasında ultrasonografik fetal anomali araştırması ve fetal biyometri (2. düzey ultrasonografi) yapılır.
  • Yapılan ikili veya üçlü test sonuçları pozitif (riskli olan) tespit edildiğinde, anne yaşı 35 üzerinde olduğunda, daha önceki gebelikte genetik hastalık, Down sendromlu bebeği olanlarda girişimsel testlere başvurulması ve karyotip analizi yapmak gerekebilir.
  • CVS (Koriyon Villus Sampling) (10-12. gebelik haftasında yapılır, erken dönemde sonuç verir. Yüzde 1-3 oranında bebeği kaybetme riski vardır)
  • Amniosentez (ideal olarak 16 – 18. gebelik haftası arasında yapılır, bebeğin içinde bulunduğu sıvıdan bir iğne yardımıyla sıvı alma işlemidir ve yaklaşık yüzde 1 düşük riski mevcuttur.)

Etiketler :

100 yaşına kadar yaşayabilmek için şaşırtıcı birkaç tüyo!

Hayatınız bir parti gibi olmalı!
Neşeli ve dışa dönük insanlar, içine kapanık ve karamsar insanlara oranla bunama konusunda % 50 daha şanslı!
Daha sağlıklı olan beyinlerde daha az kortizol bulunuyor. Bu “stres hormonu”nun fazla salgılanması ise beyin hücrelerinin iletişimini engeller. Kortizol seviyesini azaltmak için önerilenler ise meditasyon, siyah çay ve kısa uykular.

Günde 40 dakika koşmalısınız!
Araştırmalara göre orta yaşlı insanlar haftada toplam yaklaşık 5 saat koştuklarında hem ömürleri uzuyor hem de fiziksel kondüsyonları yüksek oluyor, böylece yaşlanma süreci ciddi biçimde yavaşlıyor. Araştırmalara göre koşan ve koşmayan insanlar arasındaki yaş farkı 21 yıla kadar çıkabiliyor.

Koşmak, sadece kalp krizi riskini azaltmıyor, aynı zamanda kanser, nörolojik hastalıklar ve enfeksiyonlar için de önemli iyileştirmeler sağlıyor. Aerobik egzersizi, immun sistemi genç tutuyor. Eğer koşmak istemiyorsanız, en azından 20 dakika boyunca yorulacağınız ve terleyeceğiniz egzersizler yapmalısınız.

Her kalorinizi saymalısınız!
Günlük kalorilerini tipik 2,000 – 3,000 kalori yerine % 25 daha az miktarda, 1,400 – 2,000 kalori olarak alınan kadınların kalpleri daha sağlıklı oluyor – hatta diğer insanlara göre 15 yaş daha genç kalıyorlar. Bu durum sadece az yemekle alakalı değil, kalori başına alınan besin değerleri ile ilgilidir. Eğer bol kalorili yiyecekleri yemeyi kesip besin değeri yüksek gıdaları tüketirseniz, sağlığınızın nasıl bir ilerleme katettiğini farkedeceksiniz.

uzun-yasama

Etiketler :